Kendi kendimiz için bazı kurallar yazar ve uygularız. Kurallar, belirsizliği ve beraberinde getirdiği huzursuzluğu azalttıkları için sık başvurduğumuz kaynaklardır.  Kuralları uyguladıkça gerçekliklerini kendi kendimize onaylar ve onları pekiştiririz. İçimizdeki huzursuzluğu “bastırmamız” gerektiğini söyleyen bazı kurallara da fazlasıyla bağlanmış olabiliriz.

Huzursuzluk hangi yapıda olursa olsun (utanç, kıskançlık, öfke vb) bir “derdi” ve mesajı vardır. Asıl sorun huzursuzluğun kendisi olmasa da, lisan ve kültürün belirlediği normlarla “sıkıntı = problem” algısı oluşturulmuş durumdadır. Sıkıntılı duygularımı bir biçimde çözmeliyim, en azından başka kişilerden, hatta kendimden “gizlemeliyim”.

İşte tam da bu gizleme, bastırma dürtüsü ve bunun için yaptıklarım soruna büyük ölçüde katkıda bulunuyor olabilir mi? Bu gizleme sürecine harcadığım enerji, asıl değer verdiğim şeylere ayırmak istediğim enerjiden çalıyor olabilir mi?

Bu bölümde, üzerinde tekrarlayan bir biçimde (mümkünse yapılandırılmış bir biçimde) düşünerek ilerleme kaydedilebilecek bir tür meditasyon metni paylaşmak istiyorum.


İçimdeki huzursuzluk bana ne söylemeye çalışıyor? Bana hangi ihtiyacımı hatırlatıyor? Bu duyguyu ilk hissettiğimde nasıl bir durumdaydım? İhtiyacım neydi? 

Çocukluğumdan beri bu duyguyu bastırmakla ya da onu yenmeye çalışmakla uğraştığım için, bu duygunun bana hatırlatmak istediği ihtiyaçlarımı görmezden gelmiş olabilir miyim?

Bu duyguyu bastırmak için harcadığım tüm eforları düşünüyorum… Acaba bu duygunun var olmasına izin vermek nasıl olurdu? Daha özgür olabilir miydim?

Bu duygunun istediği gibi gelmesine izin vermeye karar verdim diyelim. Bunu nasıl yapabilirim?

Duyguyu yaşar gibi olduğum anda (ya da yaşama olasılığımın olduğu bir durumda) ondan kaçmak, dikkatimi dağıtmak ya da duyguyu gizlemeye çalışmak yerine olduğu gibi var olmasına izin verebilir miyim?

Bunu yaparken duygunun bedenimdeki etkilerini saptamaya çalışabilir miyim? Yüzümdeki gerginliği, kaslarımdaki sertliği, kalp atışlarımın hızlanmasını, nefes alıp vermemdeki yüzeyselleşmeyi ya da başka farklılıkları farketmeyi deneyebilir miyim?

Duygu tüm fiziksel değişiklikleriyle birlikte geldiğinde, ondan kurtulma eğilimlerimin hangi farklı şekillerde karşıma çıktığını farketmeyi deneyebilir miyim?

Tüm bu eğilimlerim nedeniyle kendimi suçlamadan, yalnızca bu eğilimlerimi gözleyip-farkedip yeniden asıl işim olan “duygumun var olmasına izin vermeye” odaklanabilir miyim?

Kendimi yargıladığım bir anda, “kendimi yargılayan kendime” şefkatle yaklaşıp, onun da derdini düşünüp-anlayıp yeniden asıl işime dönebilir miyim?

Tüm bunların olması gerektiği gibi olmadığını düşündüğüm bir anda, bu düşünceyi bir düşünce olarak görüp yeniden asıl işime dönebilir miyim?