Davranışlarımızı nelerin belirlediği konusunda düşündük. Davranışlarımızı katı kurallar, esnemeyen düşünceler, baskılar, rahatsız edici duygulardan kaçışlarımız vb. belirliyor olabilir. Kendiliğinden zihnimize gelen düşünceler ve çoğu zaman bu düşünelerle ilişkili duyguların büyük ölçüde kontrolümüz dışında olduğunu biliyoruz.

Davranışlarımızın kontrolünü bu duygu ve düşüncelere vermenin gerçekte olmak istediğimiz kişi olma konusunda bize yardımcı olmadığını da biliyoruz.

Ama bazı düşüncelerimizin sesi çok fazla çıkıyor! Sevimsiz, baskıcı ve dediğim dedik bir tonda bize sürekli sesleniyorlar. O halde davranışlarımı nasıl ve kime göre yönlendirebilirim? Bana kılavuzluk edecek olan ne?

Sahip olmamız gereken metaforik bir pusula. Cebimizden çıkarıp baktığımızda bize hep aynı yönü gösterecek. Aynı yöne ne kadar gidersek gidelim, hala aynı yönü göstermeye devam edecek bir pusula. Peki pusulanın hangi yönü göstereceğini nasıl bulacağız?

Pusulanın göstereceği yönü şunlara göre belirleyeceğiz:

  1. Yaşamımda bana “önemli” gelen ne var?
  2. Yaşamımı anlamlı kılacak neler olabilir?
  3. Bu uğraşı sırasında kısa dönemli ve uzun dönemli hedefler belirleyecek olsam bunlar neler olurdu?
  4. Bu uğraşı sırasında karşıma çıkacak zor duyguları, düşünceleri yaşamaya gönüllü olmak istesem, bu mümkün olur muydu?
  5. Gittiğim yön benim için anlamlı olduğu sürece, davranışlarımın kısa dönemli sonuçları olumsuz da olsa, anlamlı bulduğum şeyi yapmakta olmam benim için yeterli bir ödül olabilir mi?

Bu temel sorular, bu haliyle zor anlaşılır ve soyut görünse de, davranışlarımıza yön verebilmemizi sağlayan “daha anlamlı” yönler olarak iş görebilir. Bu sorular üzerinde kafa yorduktan sonra, davranışlarımızı belirlerken kullanacağımız pusulamızı ve yönünü belirleyebiliriz.

Her soru üzerinde uzun uzun düşünülmeyi hakediyor.

Bu yazının egzersizi, bu konuda düşünmek. Aklınıza gelenleri yazın. Yanlış olan hiç bir cevap yok. Tüm yazdıklarınız anlamlı.

ÖRNEK:

1. Çocuğum.

2. Çocuğumla olan ilişkimin keyifli, saygılı, samimi olması.

3. Kısa dönemli hedef: “Her ne olursa olsun onunla sakin bir tonda konuşmak” Uzun dönemli hedef: “Bana samimi bir şekilde içini dökecek kadar yakın olmasına olanak verecek şekilde davranmam”

4. Bunu yaparken çok zorlanacağım! Çok kızacağım zamanlar olacak. Ama “2” numarada yazan şey için bu sıkıntıyı yaşamaya gönüllü oluyorum. İmza. Tarih.

5. Ben “3” numaradaki gibi davrandığım sürece, onun nasıl tepki verdiğinden bağımsız olarak, kendi anlamlı bulduğum yolda adım atıyor olmak bana yeterli gelecek. Kimbilir, belki ileride onun davranışlarında da olumlu şeyler gözlerim. Ama bu benim asıl hedefim değil!