Duygularımız ve seçimlerimiz

Duygular, beynimizin dış dünyaya daha kolay uyum sağlaması amacıyla gelişmiş (evrilmiş) tepkilerdir. Duygusal yaşantılar doğası gereği yoğundur ve organizmayı eyleme yönlendirme eğilimindedir. Biraz da bu nedenle vazgeçilmez bir şekilde duygusal yaşantılar ve eylemlerimiz birbiriyle ilişkili hale gelmiştir. Hatta kimi zaman bu çok bilindik gerçeği sorgulamak bile tuhaf olabilir.

Örneğin düşünün: “öfkeden deliye döndüğünüz” bir anda öfkenin eyleminize yön vermemesini sağlamak ne kadar zordur! Yoğun bir kıskançlık duygusunun içindeyken, yoğun bir kaygı sizi içten içe yiyip bitirirken, yoğun bir üzüntü bütün gücüyle sizi dibe çekmeye çalışırken eylemlerinizi bu gündemlere göre seçmemek?

Yoğun duyguları yaşarken, eylemlerimizi bu duygularla doğrudan eşleştirmek zorunda olmadığımızı farketmek önemli bir ileri adım olabilir.

Geriye dönük olarak düşündüğümüzde, eylemlerimizden sonra davranışlarımızın muhasebesini yaparken, eylemlerimizi belirleyen şeyin duygularımız olduğunu kendi kendimize tekrarlarız. “Çok öfkeliydim, bu nedenle … yaptım” ya da “çok fazla kaygı duydum bu nedenle sunumu yapmaktan vazgeçtim” gibi.

Duygular, organizmamızın büyük ölçüde kontrolümüz dışındaki tepkileridir. Ama eylemlerimizi kontrol edebiliriz. Eylemlerimizin kontrolünü duygularımıza vermekten vazgeçmeyi seçme konusunda düşünebiliriz.

Bu durumda mesela “çok öfkeliydim ama … yaptım” diyebiliriz mesela başlangıç için. Eylemlerimizin kontrolünü duygulardan aldıktan sonra neye vereceğimiz konusu, bu hayatta gerçekten neye değer veriyor olduğumuzu düşünmemizi gerektiriyor. Sıkıntılı şeylerden otomatik olarak uzaklaşma eğilimimiz, zamanla beraberinde sıkıntı getiriyor olsa da değer verdiğimiz doğrultuda küçük adımlar atmayı seçmemiz ile değiştiğinde, belki de işler daha iyi gitmeye başlar.

 

 

Egzersiz
Sizi rahatsız eden duygularınıza ve bu duygularla ilişkili eylemlerinize somut örnekler düşünün.

Duygunuzu ve eyleminizi şu şekilde yazın:
"Çok ..... hissetim, bu nedenle .... yaptım"

Şimdi aynı durumu düşünün ve cümleyi yeniden yazmaya çalışın:

"Çok ... hissettim ama ... yaptım".
Unutmayın, kritik nokta davranış ile duygu arasındaki sanki zaten hep oradaymış gibi olan bağı koparmak.