Olumsuz duyguların yoğunlaştığı öyle zamanlar olur ki, “hemen o anda” bir şeyler yapma ihtiyacı içinde oluruz. Harekete geçmemiz gereklidir, içimizdeki ses “bir şey yapmamız” konusunda bizi sıkıştırmaktadır. Bedenimizin gerginliği artar,  dikkatimizdeki esneklik azalır ve yalnızca yapacağımız eyleme odaklanırız. Olası sonuçları, alternatif davranışları, zamanlamayı vb. değerlendirme fırsatı olmadan harekete geçeriz.

Zaman geçip de yoğun duygularımız yatıştığında, yaptığımız şey bize tuhaf ve uygunsuz gelse de olan olmuştur.

Kimi zaman, olumsuz duyguyu “yaşantılama” konusunda kendimizi geliştirmek, bu tür otomatik tepkiler vermemizi engelleyebilir. Ani olarak ortaya çıkan olumsuz duygular (örneğin ani kaygı, korku, öfke) ve bu tür otomatikleşmiş eylemlerimiz arasında adeta kısa devre vardır. Bu devreyi değiştirebilmek için öncelikle bunun farkında olmalıyız.

Bu tür bir durum aniden içine düştüğümüz ve çok öfkelendiğimiz bir ikili diyalog, yoğun bir üzüntü ve pişmanlık ya da çok şiddetli bir endişe atağı olabilir. Aklımıza geliveren “ani eylem planı” hareketimizin kontrolünü eline geçirebilir. Dikkatimizi yapmayı planladığımız şeye öyle odaklarız ki, koşulların belki de biraz önce değiştiğini bile farketmeyebiliriz.

İşte tam bu noktada belki de yapabileceğimiz en iyi şey, bu çok yoğun duyguya içimizde yer açmaktır. Bunu yapabilmek için bedenimize odaklanarak nasıl bir değişim yaşadığımızı algılamaya çalışabiliriz. Nefes alışımız hızlanmış mı? Kaslarımız gerilmiş mi? En çok nerede? Yüz kaslarımız ne durumda? Acaba yüz ifademiz şimdi nasıl görünüyordur? Bu çok yoğun duygusal yaşantı bizi “savaş moduna” mı aldı? Hemen eyleme geçmemizi yoğun bir şekilde bastıran düşüncenin emrinde miyiz gerçekten? Ona da dışardan bakabilir miyiz?

Yoğun duygular, organizmayı “eyleme geçmeye” hazır hale getirir. Bu duyguları “yaşantılama” kapasitemiz ve becerimiz ne kadar gelişmiş ise, ani ve olgun olmayan tepkisel eylemleri o kadar az yaparız.

Egzersiz
"Keşke öyle demeseydim!" ya da "Keşke öyle yapmasaydım!" dediğiniz en son durumu düşünün.

Gözünüzün önüne o anı getirmeye çalışın. Nasıl hissediyordunuz? Dışardan nasıl göründüğünüzü hayal etmeye çalışın.

Kendinizi o anın içinde hayal edin. Zihninizden hızla geçen düşünceleri, anlamlandırmalarınızı düşünün. Bedeninizdeki gerginliği farkedin.

Aynı durum içerisinde, o rahatsızlık veren duygunun etkisinde eyleme geçmeden durabildiğinizi, o berbat duyguya içinizde yer açabildiğinizi, sıkıntının azalmadığını ama "harekete geçmeden" bekleyebildiğinizi hayal edin.