Bir düşünceye fazla takılıp kaldığımızda ve istemeden de olsa düşüncenin bizi yönlendirmesine izin verdiğimizde neler olduğunu gözden geçirelim.

 

Bir otobüs kullanıyorsunuz. Otobüsü nereye götüreceğinize siz karar veriyorsunuz. Duraklarda yolcuları indiriyorsunuz, başka yolcular biniyor.

Otobüsü sürdüğünüz yön: bu hayatta değer verdiğiniz şeylerin bulunduğu yön. Otobüsteki yolcular ise düşünceleriniz.

Bazı yolcular gerçekten çok rahatsız edici olabiliyor!

Bir tanesi size yanlış yöne gittiğinizi, yol yakınken dönmeniz gerektiğini, yolların böyle olmaması gerektiğini anlatıyor.

Başka bir düşünce size yola çıkmak için herşeyin tamam olmadığını, otobüsün motor bakımının yeterince iyi yapılıp yapılmadığından emin olmadığını ve sürekli motordan bir ses geldiğini, bunun kötü bir şeylere işaret ettiğini söylüyor.

Başka bir düşünce size sürekli ne kadar kötü bir şoför olduğunuzu, asla hedefinize varamayacağınızı söylüyor.

Arada bir konuşan cılız sesli başka bir düşünce size “hiç de fena gitmediğinizi” söylese de, diğerlerinin gürültüsü onu bastırıyor.

Tüm bu düşüncelerin gürültüsü içinde ne yapıyoruz?

Genellikle düşüncelere kulak verip, dikkatimizi ve enerjimizi bu düşüncelerin söylediğine yönlendiriyoruz.

Bunu yapabilmek için gayet önemli bir şeyden vazgeçiyoruz: yolculuğun kendisinden. Çünkü bu düşüncelere (yolculara) “laf anlatabilmek” için otobüsü kenara çekmemiz gerekiyor. Değer verdiğimiz şeylere doğru yönelmiş yolculuğumuza -kendi isteğimizle- ara veriyoruz. Belki de “önce şu yolculardan kurtulayım, sonra yoluma devam ederim” diye düşünüyoruz. Ama oyunun kuralları belli, otobüsteki yolcular kendi istedikleri zaman binip iniyorlar.

Yapılabilecek şeylerden birisi, düşünceler ne kadar rahatsız edici olursa olsun, yola devam etmek. Başlangıçta bu son derece zor olabilir, düşünceleri dinlemediğimizde ve dikkatimizi onlara vermediğimizde gürültüleri artabilir. Bu hiç şaşırtıcı olmaz! Ama onları dinlemeden yola devam ettiğimizde ne olur? Bir süre sonra sesleri cılızlaşır, umursanmadıklarını anladıklarında da giderler. Bir süre sonra tekrar gelme (otobüse binme) olasılıkları var mı? Elbette. Ama bizi ne kadar etkiledikleri, onlara dikkatimizin ve enerjimizin ne kadarını verdiğimizle ilgili.

 

Egzersiz
Sizi "eleştiren" bir düşüncenizi bulup çıkarın. Bu düşünce belki "eksik" olduğunuzu, belki "yetersiz" olduğunuzu, belki "sıradan" olduğunuzu söyleyen bir düşünce olabilir.

Bu düşünceyi otobüste bağırıp çağıran ve dediğini yaptırmaya çalışan bir yolcu olarak düşünün. Siz de otobüsü kullanıyorsunuz. Dikkatinizi bu sevimsiz şeyler anlatan yolcuya vermediğinizi ve yolculuğunuza (değer verdiğiniz şeye) küçük adımlarla devam ettiğinizi düşünün. Yolcunun giderek kızdığını ve bağırarak size laf anlatmaya çalıştığını, ancak sizin onu dinlemek yerine yolculuğa devam ettiğinizi düşünün.