“Sıkıntıdan kaçma” gündemi öyle güçlü ve etkili ki, sıkıntı üzerinde konuşmaktan bile kaçıyoruz. Tek gündemimiz sıkıntıdan bir an önce kurtulmak olduğunda sıkıntı üzerinde düşünmek pek mümkün olmaz.

Biraz düşünmeye katlanacak olursak…

Tüm sıkıntıları çok temel olarak iki gruba ayırabiliriz: “anlamsız sıkıntı” ve “anlamlı sıkıntı”.

Kimi durumlar vardır, sıkıntıdan kaçmak mümkün değildir. Az ya da çok, sıkıntı sürecin içindedir. Sıkıntının sürecin içinde olması, aslında o şeyin bizim için “anlama sahip olduğunu” gösteren bir kanıttır. Her endişenin altında, anlamlı bulduğumuz, değer verdiğimiz bazı kavramların olduğunu farkedebiliriz.

Kimi zaman, sıkıntıdan kurtulma ajandamız o kadar ön planda olur ki, bu süreç başlı başına sıkıntının kaynağı olmaya başlar. Sıkıntıdan kurtulmanın yollarını ararken, farklı sıkıntılar üretmiş ve bunlarla boğuşuyor olabiliriz.

Birinci tip sıkıntıya “anlamlı” sıkıntı diyebiliriz çünkü değer verdiğimiz şeylerin peşindeyken kendiliğinden gelen ve sürecin ayrılmaz bir parçası olan bir sıkıntıdır. Sıkıntı “az” ya da “çok” olabilir ama vardır.

İkinci tip sıkıntı ise özünde gayet anlamsızdır çünkü yaşamdaki kısa zamanımız içinde enerjimizi neye ayırdığımız gerçekten önemlidir.

Sıkıntının yaşamda var olacağını, er ya da geç sürece dahil olacağını biliyor isek, bir sonraki aşamada kendi kendimize şunu söylemek anlamlı olabilir:

Madem sıkıntı var olacak ve yaşanacak, değer verdiğim şeyler adına bir şeyler yaparken bunu yaşamayı tercih ediyorum. “Anlamlı” olanını.

Egzersiz
Bugün sabahtan akşama kadar "yapmayı tercih ettiğiniz" şeyleri listeleyin.

Hangilerini "sıkıntıdan uzaklaşmak adına" yaptınız?

Hangilerini "değer verdiğiniz şeylere adım atmak adına" yaptınız?