Değer verdiğimiz kavramların tıpkı pusula gibi bir yön gösterdiğini ve aynı yönde ne kadar gidersek gidelim hep daha ileri gidebilme şansımızın olduğunu hatırlayın. Örnek olarak “işimde iyi olma” böyle bir şeydir. Her an, her dakika bu yönde hareket etmemiz mümkündür ve hiçbir zaman hedefe ulaşmış olmayız, aynı yönde ne kadar gidersek gidelim hep aynı yönde daha fazla gidebilme şansımız vardır.

Seçtiğimiz yönde hareket ederken bazı “hedeflerimizin” de olması gayet doğaldır ancak hedeflerimiz ve değerlerimizi birbirinden ayırmak uygun olur. Aynı örnek için düşünürsek bir ünvana ulaşma ya da terfi alma bir “hedeftir”. Ancak hangi hedefe ulaşırsak ulaşalım değerimizin bize gösterdiği yön hep orada durur.

Bu yönde ilerlemek için yapmamız gereken bir şey daha var: adım atmak. 

Tüm yolculuklar küçük bir adımla başlar. Eğer bu adımı atmazsak (hangi nedenle olursa olsun) yolculuk başlamaz. Sıkıntı ile boğuşurken kimi zaman “neden adım atamadığımızla” ilgili çok fazla düşünüp kendi kendimizi daha fazla yorabilir ve işimizi zorlaştırabiliriz. Ruhsal sıkıntı ile çok fazla iç içe olduğumuz zamanlarda genellikle bu şekilde düşünürüz. Neden o küçük adımı atamayacağımızı, hangi şeyler değişirse o küçücük adımı nasıl atabileceğimizi kurarız. Tüm bunlar işe yarayabilir, ama eninde sonunda gerçekten yapmamız gereken şeyin o küçük adımı atmak olduğu gerçeğini değiştirmez.

Adım atmaya başladıktan sonra her şeyin yolunda gideceğinin elbette garantisi yok. Ancak değer verdiğim yöndeki hedeflerime ulaşmak için atacağım küçücük adımları birbiri ardına eklerken, karşıma çıkacak sıkıntıları göze almak için gönüllü olabilirim. Bu tür bir “gönüllülük/kabullenme” anlamlı olabilir. Adım atmayıp beklerken ve zihnimde bir şeyler kurarken de sıkıntı yaşıyorum, her iki durumda da sıkıntı yaşayacak isem acaba hangi sıkıntıyı seçmek benim için daha anlamlı?

Bu oyunun kurallarına göre oynarken, adım atmaya başlamak için “xxx koşulunun gerçekleşmesini beklemek” tahmin edeceğimiz gibi pek işimize yaramıyor. Çünkü bu tür adım atmak, dışarıyla değil bizimle (kendimizle) ilgili. Dış koşullar ne olursa olsun, atacağımız adımı seçebiliriz. Ancak çoğu zaman bunun farkında olmayız.

Adım atmaya başladıktan sonra işlerin yolunda gitmeyeceği durumların olması kaçınılmazdır. Ancak kim bilir, belki de zamanla hoşa giden kimi sonuçlarla da karşılaşabiliriz…

Egzersiz
Önce değer verdiğiniz bir alan seçin: ilişki, aile, annelik/babalık, meslek, sağlık...

"Değer verdiğimiz yönde küçücük bir adım atma" derken neyi ifade ediyor olabileceğimizi bir düşünün. Buna "hemen şu an" somut örnekler bulmaya çalışın. Buna 10 dakika zaman ayırmanızı öneriyorum.

Şimdi şu ifadeleri inceleyin ve metinde bahsettiğimiz "adım atma" kavramı ile uyumlu olup olmadığına karar verin.

Uygun değil ise ne açıdan uygun değil?

"Eşimle mutlu bir evliliğimin olmasını istiyorum. Sürekli tartışıyoruz. İkimiz de bir şeyleri çözmek istiyoruz. İlk adımı ondan bekliyorum."

"Ben ilk adımı atıyorum, ama karşılığını ondan görmediğimde vazgeçiyorum."

"Sorunlarımı çözmek için kendime güvenmem gerekiyor. Kendime daha güvenli olmak için neler yapabileceğimi düşünüyorum."

"Mesleğimi çok önemsiyorum ama bu halde hiç kimseye yararlı olamam. Bu nedenle şu an çalışmıyorum."

"Kızıma bir mesaj gönderip onu sevdiğimi söylüyorum. Aramız çok kötü. Muhtemelen cevap vermeyecek. Yine de bunu yapıyorum. "

"Diyete başlamak için önümüzdeki pazartesi gününe karar verdim."