Zihnimiz herhangi iki kavram arasında tamamen keyfi ilişkiler üretebilme becerisine sahiptir. Lisan gelişimine ilişkin güçlü varsayımlardan biri, tüm lisanın bu tür ilişkiler aracılığı ile geliştiğini söyler.

Kavramlar, nesneler, durumlar, tanımlar yani “sözcükler” arasında tümüyle keyfi ilişkiler ve bağlantılar kurabiliyor ve bunu neredeyse otomatik olarak yapıyor olmamızın kimi sonuçları vardır. Sonuçlara geçmeden bu konuyu biraz daha ayrıntılandıralım.

“ISLAK” sözcüğünü düşünün. Şu anda bir ekrana bakıyorsunuz ve ekranda gördüğünüz bazı karakterler bir araya gelmiş ve bir sözcük oluşturmuş. Bu sözcüğü görüyorsunuz ve zihninizde bir şey ifade ediyor. Aynı şekilde bir sesin “ISLAK” dediğini hayal edin. Bunun da ifade ettiği şey aynı. Kişisel tarihimiz içinde bir an, yan yana gelen bu harflerin ifade ettiği şey ile bu sözcüğün okunuşunun (sesinin) “ifade ettiği şeyin aynı olduğuna” karar vermişiz. Zihnimiz bu konuda son derece becerikli olduğu için, bunu bilinçli olarak yapmamıza gerek olmadan bu bağlantı kurulmuş.

Zihninizde bir “iyi-kötü” terazisinin sürekli çalıştığını düşünün. Bu terazi herşeyi, tüm yaşantılarınızı, çevrenizdeki herkesi, sürekli bu iki kategoriden birisine sokmak için uğraşıp duruyor. Her zaman bu iki kategoriye uyacak kadar net bir saptama olmayabilir, bu durumda iyi-kötü sözcüklerini esnetiyoruz (başarılı, güzel, yetersiz, idare eder vb…) Bu durum, yukarıda anlatmaya çalıştığım keyfi ilişkilere bir örnek.

Herhangi iki durum arasında kurulan ilişkinin niteliği birkaç farklı şekilde olabilir: aynılık, farklılık, hiyerarşi, zamansal vb.. Bunlardan zamanı geldikçe söz edebiliriz.

Müşerref oldum!
Yeni birisiyle ilk tanıştığınızda şöyle söyleyin: "Müşerref oldum!"

Bunun neyi tuhaf? Neyi değişik? Neden "olmaz"?

Zihniniz "bunu söyleyen bir kişi olma" ile ilgili hangi keyfi bağlantıları türetmiş?