Her an bir şeyleri “seçiyoruz”

Her an, bir şeyleri yapmayı seçeriz. Ama her zaman bunun farkında olmayız.

Kimi zaman kendi kendimize koyduğumuz kurallar kontrolü ele alır ve davranışlarımızı bu kuralların bize çizdiği sınırlar dahilinde seçmek zorunda olduğumuzu düşünürüz. (İnsan böyle bir durumda ….. şeklinde davranmalıdır)

Kimi zaman eylemlerimizi doğrudan duygusal durumumuzla ilişkilendiririz. (Üzgünüm, bu nedenle… yaptım. Çok sinirlendim, bu nedenle… yaptım.)

Kimi zaman daha kötü bir şeylerin olmasından öyle korkarız ki, davranışlarımızı bu kaygılarımız sınırlar. (Bu şekilde davranmazsam ….. olur)

Kimi zaman, bedensel durumumuz ve sıkıntılarımız davranışlarımızı belirler. (Ağrılarım geçmeden …. yapmam mümkün değil. Önce sakinleşmem gerekli, ancak sonra… yapabilirim)

Bu içsel diyaloglar, davranışlarımızın nedenlerine ilişkin kendi atıf ve açıklamalarımızdır. Aslında duygularımızın çok yoğun olduğu bir durumda, düşüncelerimiz tam aksini de söylese, düşüncelerimizin söylediklerinin tersini yapmamız mümkündür. Ancak buna alışkın olmadığımız için bunu mantığımız pek kolay kabul etmez.

Sıkıntılarımızın nedenleri konusundaki varsayımlarımız ya da kabullerimiz de içimizden tekrar ettiğimiz ve işimizi zorlaştıran diyaloglara dönüşebilir. Kimi zaman bu diyaloglarla mücadele haline geçer ve iç seslerimizi ikna etmeye çalışırız. Ne yazık ki çoğu zaman bu uğraş zaman kaybıyla sonuçlanır. Belki de bu düşüncelerden kendimizi ayırarak değer verdiğimiz şeylere yönelmek için minik adımlar atmaya yönelebiliriz.

Egzersiz
Kendi kendinize şunu sesli bir şekilde tekrarlayın: "kolumu kaldıramıyorum, kolumu kaldıramıyorum, kolumu kaldıramıyorum..." Buna devam ederken yapmanız gereken şu: kolunuzu kaldırmak. Bu tuhaf bir deneydir. Kendi kendimize içimizden tekrar ettiğimiz diyalog olmadan kolumuzu kaldırmamız daha kolaydır. Ancak bu diyalog yoğun bir şekilde tekrar ederken de kolumuzu kaldırmamız mümkündür. 
Ayrışma

Ayrışma