İyi hissetme efsanesi

Mutluluk tam ne olduğu belirsiz ve içi boş bir vaattir

Adına mutluluk dediğimiz şeyi aynı anda hem tanımlamaya, hem de ona ulaşmaya çalışıyoruz.

“Kendini iyi hissetmek” -her şey gibi- sonlu bir insani yaşantıdır. İnsani her yaşantı gibi, organizmadaki bazı değişikliklerle ilişkilidir ve geçicidir. (Üzüntü, endişe, korku gibi diğer duygular da tıpkı iyi hissetmek gibi geçicidir, neyse ki).

“Ben sadece mutlu olmak istiyorum” diyen kişinin masum gibi görünen bu isteği, hiçbir zaman gerçekleşemeyecek gerçek dışı bir dilektir.

Hayatın zenginliği hem mutluluk hem de mutsuzluktadır, çünkü hayat her ikisini de yaşamamıza olanak veren birbirine eklenmiş küçücük “an”lardan meydana gelir.

Kültür, adı “mutluluk” olan ve süreklilik gösteren bir hal varmış gibi yapar. Bu kabul, bir şeyler satabilmenin güzel yollarından biridir ve reklamlar “gülen” (“mutlu”) insanlarla doludur.

Bir yanılsama da, çevremizdeki insanlara bakınca, onların “mutlu” olduğunu sanmamızdır. İnsan, kendisini merkeze alarak düşünme eğilimindedir ve sıkıntılı şeyler sözkonusu olduğunda kendisini daha kötü, başkalarını olduklarından daha iyi olarak yaşar / varsayar. Aslında daha doğru ifadeyle değerlendirmelerini bir “skor tutma” bakışı ile yapar ve kendini daha olumsuz şekilde değerlendirme eğilimindedir.

Daha tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz ve adına “mutluluk” dediğimiz bu şeyin peşinde koşarken, farkında olmadan “kötü hissetmeyi” kötüleriz. Kötü hissetmekten korkarız, kötü hissetmemek için bazı şeyleri yapmaktan vazgeçeriz.

“İyi hissetme” ve “mutluluk” konusundaki birkaç efsaneye bakalım:

İnsan, normalde kendisini iyi hisseder. 
Normal duygu halinin kendini iyi hissetmek olduğu varsayılır.

DOĞRUSU: Psikiyatrik sorunların erişkin kişilerde her üç kişiden birinde gözlendiğini ve her 40 saniyede bir kişinin intihar ederek öldüğünü hatırlayalım.

İnsan kendisini iyi de hisseder, kötü de hisseder. Her ikisi de son derece doğaldır.

Kötü hissetmek, kişide düzeltilmesi gereken bir sorunun olduğunu gösterir.
Batı kültürü, kötü hissetmeyi düzeltilmesi gereken bir sorun olarak görür. Kötü hissetme, bir yetersizlik, bir zayıflık, bir hastalık göstergesi olarak algılanır.

DOĞRUSU: Kötü hissetmek, insani bir yaşantıdır. Tek başına bir sorun ifade etmez ve düzeltilmesi gerekli değildir.
(ÖNEMLİ NOT: Depresyon, kendini kötü hissetmek ile sınırlı bir durum değildir. Kendini uzun süreli çökkün hissetmeye ek başka birçok bulgunun saptandığı bir durumdur ve tıbbi bir yaklaşımla ele alınmalıdır.)

Daha iyi ve anlamlı bir hayat, kötü hissettiğimiz zamanları olabildiğince azaltarak yaşanır.
Kültür, “mutluluk” kavramını somutlaştırır, nesneleştirir. Bu nedenle ona sahip olmayı ve eşzamanlı olarak sıkıntıdan da olabildiğince uzak olmayı isteriz.

DOĞRUSU: Hayatımızda değer verdiğimiz şeylere ulaşma yolunda küçük adımlar atarken, olumlu ve olumsuz birçok duyguyu yaşamak durumundayız. Kötü duygulardan kaçmaya odaklanan bir bakış açısı, insanın kendi kendisini kısıtlaması anlamına gelir. Daha iyi bir hayat, daha iyi hissettiğimiz bir hayat demek değildir. İnsan anlamlı bulduğu şeyler adına sıkıntıyı sürecin bir parçası kabul etmeye gönüllü olabilir.

İnsan, nasıl hissettiğini, ne düşündüğünü kontrol edebilmelidir. 
İnsan, duygularını ve düşüncelerini her zaman kontrol edebilmesi gerektiğini varsayarız.

DOĞRUSU: İnsanın kontrolü, davranışları üzerindedir. İnsan ne düşündüğünü, nasıl hissettiğini çok büyük ölçüde kontrol edemez. Düşünceleri değiştirmek  ya da duyguları değiştirmek yerine davranışı değiştirmek (davranışa odaklanan psikoterapiler aracılığı ile) ve bunu her an yapabilme becerisi için çalışmak daha çok işimize yarar.

Bu bölümün egzersizi...
Sizin de mutlulukla ilgili inançlarınız var mı? Adına mutluluk dediğimiz ancak somut olarak ne olduğunun farkında olmadığımız bir durumun adeta "peşinde" olduğumuzu hiç düşünmüş müydünüz?
Ayrışma

Ayrışma

Duygular ve düşünceler bulutlar gibidir. Sürekli hareket halindedir.
Siz gökyüzüsünüz.

Bir kitap önerisi

İngilizce bilenler için Avustralya'dan Dr. Russ Harris'in yazdığı "Happiness Trap" isimli kitabı öneriyorum. Buradan ilk kısmını ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Kitaba git