Düşüncelere dışardan bakabilmek

Düşüncelerden "ayrışma"

Düşüncelere dışardan bakmanın ilk adımı, düşünceleri düşünce olarak görebilme becerisini geliştirmektir.

“Özgüveni eksik” biri olduğumuza güçlü şekilde inandığımızı düşünelim. Bu fikre kendimizi kaptırmış durumda isek, bu düşünceye karşı bize bazı kanıtların gösterilmesi bizi fazla ikna etmez. Başarılı olduğumuz alanları gözümüzün önüne getirsek de, her biri için bir gerekçe bulmamız son derece kolaydır. Bilişsel-davranışçı terapiler, kişinin kendisi hakkındaki inançlarının diğer düşüncelere göre daha “derin yerleşimli” ve “zor değiştirilebilir” olduğunu varsayar. Gerçekten de herhangi bir düşünceye göre, kişinin kendisi hakkındaki inancı aksi kanıtları kullanarak değiştirmesi oldukça zordur. Doğru/yanlış ya da gerçek/değil gibi sorgulamalar yerine, yardımcı oluyor mu? sorgulamaları bu nedenle daha faydalıdır.

Gönüllülük/Kabullenme ve Kararlılık Terapisi (ACT), kişinin kendisine ilişkin fikir ve düşüncelerinin olumsuzlara yönelme eğiliminde olduğunu kabul eder. Bu gayet doğal bir durumdur, ancak çoğu zaman bunu bilmeyiz. Zihnimiz, kötü senaryolara daha fazla odaklanarak bizi korumaya programlıdır. Uzun yıllar önce, insanın evrimsel gelişiminde tehlikeleri önceden sezebilenler (tehlike olduğunu varsayarak ona göre hareket edenler) korunmuş ve bu özelliklerini günümüze kadar getirmişlerdir.

Ancak tehlikeye (ve olumsuzluklara) odaklanmak şu an bize somut yararlardan çok sıkıntı getiriyor.

Düşünceleri düşünce olarak görebilme becerisi kazandırmaya yönelik (ayrışma)  birçok teknik vardır.

Her tekniğin kendine göre yöntemleri var ama, bence düşüncelerden ayrışma konusunda, beceri kazanmanın en çok fayda sağladığı şeylerden birisi, düşüncelerimizle kaynaşma halinde olduğumuz durumları görebilmek. Bunun için de düşünceleri düşünce olarak farkedebilme konusunda kendimizi geliştirmiş olmak yardımcı olabilir.

En güçlü şekilde savunduğumuz fikirlerin, kendimizle ilgili en derinlerde bağlandığımız inançlarımızın ya da hayatımıza ilişkin kurallarımızın birer düşünce ve yalnızca birer düşünce (ne az, ne çok) olduğunu farketmek pek kolay iş değil.

Düşüncelerimizle kaynaşma halinde olmanın bize nasıl bir etki yaptığı ile ilgili şu egzersizi deneyebilirsiniz. Not: Okuyup mantığını kavramak ile yapmak arasında çok ciddi bir fark olduğunu hatırlatalım.

Değerlendirme
Bu düşünceyi her an gözünüzün önünde tutmak nasıldı? Çevrede neleri görebildiniz? Neleri kaçırdınız? Düşünceye odaklanmak, onu hayatınızın merkezine almak başka şeyleri görmenizi nasıl etkiledi?

Bu düşünce gözlerinizin hemen önündeyken, yakınınızla konuşmak nasıldı? Onu görebildiniz mi? Yüz ifadelerini seçebildiniz mi? Onun ruhsal durumunu farkedebildiniz mi?

Düşünceyi cebinize koyunca ondan kurtulmuş olmadınız, böyle bir seçeneğimiz ne yazık ki yok. Ancak bu şekilde dikkatinizi düşünceye vermekten vazgeçmiş oldunuz.

Güçlü bir şekilde inandığınız şeyin olumlu ya da olumsuz olması farkeder miydi? Olumlu da olsa herhangi bir düşünceyi çok ön plana çıkardığınızda görüşünüz, yaşama katılımınız bundan nasıl etkilenirdi?
Zihnimin en önemli organ olduğunu düşünürdüm. Sonra bana bunu söyleyenin kim olduğu konusunda kafam karıştı.
Emo Philips
Emo Philips
Ayrışma

Ayrışma